SADECE SANA ÖZEL

2014-08-05 14:17:00

Bazen konuşmak istersin; ancak konuşmak istediğin kişi yanında olmaz. Bazen de konuşmaman gerektiği için susarsın.Bilirsin ki konuşursan, hem kendini hem karşındakini huzursuz edeceksindir. Bugüne kadar sustum... Buraya yazdıklarım okumasını istediğim kişiye ulaşmayacak, biliyorum. Sadece içimde çın çın öten suskun haykırışları iletmek için yazıyorum. Aslında... Evet, onun okuması için yazıyorum. Belki... Belki kazara da olsa açar bu sayfayı. Okumasa da ne diyeyim, canı sağ olsun... Seninle mutlu olamadıktan sonra mutluluktan umut kestim. Nefes almaya devam edip her şeye küfreder oldum. Özellikle de benden götürdüklerine... O gün demiştim, yine diyorum... Yolun açık, gönlün ferah olsun... Ama yine de her adımda aklından çıkmadığım için huzurun kaçsın. Benim yaşadıklarımı aynen yaşa... Her köşede benden bir iz bul. Her kırıntı beni hatırlatsın... Devamı

İHTİYAÇ

2013-02-12 17:20:00

     Ufak tefek olaylar bende devasa öfke çağrıştırır oldu. Sevgililer günüymüş, mezuniyetmiş, tezkereymiş... miş miş de miş miş... Hediyeler, kalp içine alınmış isimler... Ayrı geçen onda aydan, hatta bezen yıldan, sonra orjinal hediye avının başlaması kadar saçma bir şey var mı? Sen ayrıyken her boku ye sonra hediye al, seni çok seviyorum de. Ah tabi, hepsi birer ihtiyaç. Yediğin boklar ihtiyaç, sevgili ihtiyaç, karı ihtiyaç... Böyle ilkel şeylere ihtiyaç duyuyorsan, dağda yaşa. İnsanlardan uzak, envai çeşit bokla beraber yaşa. O bokları ister ye ister iç ister sen de katkıda bulun sıç. Bırakın bu askerden döndüm, sevgilime tapıyorum ayaklarını. Devamı

BİR TUTAM

2013-02-10 00:31:00

     Yanımda değilsin, pek çok zaman da olmadın. Zaten sorun da bu değil. Sorun ne? Hiçbir zaman yanımda olmayacağını bilmek. Hayır hayır... Sorun yıllar önce bambaşka düşüncelerle açtığım bu sayfayı aşk sancılarıyla doldurmak. Kime ne ben ne hissetmişim, yaşamışım, ölmüşüm... Kime ne yararım oldu ki bugün dünya benimle ilgilensin. Dünyaya kızgın değilim; kendime kırgınım. Doğru dürüst bir insan olmayı başamadığım ve kendime inancımı kaybettiğim için kızgınım kendime. Benden artık bir şey olmaz. Geceleri yastığımın köşesine konan hayalin de bunu anlamış olmalı ki üç gecedir yakınıma dahi gelmiyor. Haklıyım, benden ne sana ne kendime yar olur. Devamı

VEDA

2013-01-29 00:10:00

İçim elvermedi, kabul. Ancak seni yıllarca kıra döke sevmektense kırılmaya alışık kalbimi bir kez de ben ellerimle parçalayayım dedim. Bıraktım, bir ölüyle nasıl vedalaşılır bunu izledim. İzlemekle de kalmadım, hissettim. Buruk, kırık dökük ama en içten vedalarmış ölülerinki. Seninki de öyle masum, öyle içten, kırık dökük, sıcacık oldu. Keşke... Keşke saçlarımı korkuyla değil sevgiyle tarasaydın. Yanağımı şımarıklıktan değil, sevgiden, katıksız sevgiyle okşasaydın. Ellerinin yumuşaklığı gibi kalbinin sertliğini de hissedebilseydim. Ölüler her teşekkürü kabul eder sevgilim. Ve ölüler için yapılan hataların da bir değeri yoktur. Duaları Tanrı kabul eder belki; ama ölüler kadar bağışlamayı bilen canlı yoktur. Öldüm. Teşekkürünü, özrünü kabul ettim. Ve seni Tanrı huzurunda azad ettim. Devamı

PARÇA PARÇA

2012-09-12 21:01:00
PARÇA PARÇA |  görsel 1

     Aslında duygularımı kağıda dökmek isterdim. Malesef yapamıyorum. Biraz acizlikten, biraz da... Mesele bu değil. Asıl mesele sessizlik. En zoru mu ne sessiz terk edilişler? Ama bu terk ediliş sessiz sedasız olmadı ki. Gümbüg gümbür "ben geliyorum!" dedi. Gelmedi, ben çağırdım. Gece gündüz uyumadan, göz yaşlarıyla yolunu bekledim ayrılığın. İyi de oldu aslında. Ama bu kadar sessizce olacağını hiç tahmin etmemiştim.      Büyk bir kavga yorar. Sonrasında dinlediğin sessizlik hoşuna gider. Ancak olaylar soğuyunca anlarsın ne olduğunu. Sular durulunca hissedersin her duyguyu. Pişmanlık yok içimde; tek şey hariç: ayrılık sebebi. Haddimi çok aştım. Film şimdi başlıyor.      Hissettiklerim söylettirdi her şeyi. Hazmedemediğim o kadar çok şey yaşamıştım ki... Daha yeni filizlenen bir ilişkide hayallerim öyle kökten baltalanmıştı ki... Üzerinden zaman geçtikçe yaralarım kabul bağlayacağına daha da çok kanamaya bağladı. Ve en sonunda akan kanlarımda boğulacakmışım gibi hissettim. O... O hiç mi yaralanmadı? Elbet yaralandı. Ama onun en büyük hatası yaralarını tedavi etmek yerine onları deşmek oldu. Deştikçe boğuldu ve bundan beni sorumlu tuttu.Sonuçta n'oldu? En başından beri en doğru olan.    Ben, sevgi dışında hiçbir şey beklemedim. Çünkü saf sevginin beraberinde saygıyı, hoşgörüyü, sadakati, edebi... getireceğini düşündüm. Öyle değilmiş. Yeri geldi kendimi ondan korumak zorunda kaldım, yeri geldi kendimi kendimden. En ufak şeylerden çıkan kavgalar yıpratıyorsa madem etmemek gerekir. Bunu başaramıyorsan da bitirmek. En iyisi, en doğrusu bu.      Benim şu an sinirimi bozan birden bire kendimi içinde bulduğum sessizlik, ayrıl... Devamı

Fotoğraf

2012-06-02 16:54:00
Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

MİTOLOJİ

2012-06-02 16:50:00

     Hükümet ne yapmaya çalışıyor? Bir öğrenci olarak bu konularda görüş bildirmem hadsiz, farkındayım; ancak bunları söylemezsem 70 küsur milyon koyundan biri olurum gibi geliyor. Çünkü bu tip konularla ilgilenmesi gerekenler, ilgilenmek için gönüllü olanlar, seçilenler ya sabah bira, akşam toplantı, arada bir yürüyüş derdinde ya da evde çoluk çocuk bakmaktan işlerini yapamaz halde. Bazıları da maaşındaki sıfırlar neden bu ay eksik, onun hesabında. Hal böyle olunca da ayaklar baş oluyor. Yani benim gibi bir öğrenci oturuyor bilgisayarın başına başlıyor yazmaya.      “Kürtaj cinayettir.”dendi. İyi, hoş. Muhalefet  “On yıldır neredeydin, cani” dedi. Kadından sorumlu bir devlet bakanımız vardı. Sahi o ne dedi bu konuda? Ardından birileri çıkıp “Tecavüz sonucu doğan çocuğa gerekirse devlet bakar” dedi. Ben de güldüm. Ağzı olan konuşurken hazır ben de konuşayım dedim.      Bayanım. Kendini bilmez hadsizin biri günün bir vakti kapıma dayansa savunmasızım. Saldıranı öldürürsem hapse girerim. Öldürmezsem tecavüze uğrarım. Her durumda haksızım. Zaten hak etmişimdir kesin(!). Beni kim koruyacak? DEVLET! Nasıl? Bunu kendisi de bilmiyor.      Genç nüfusun genel nüfusa oranı kaç ki biz nüfusumuzu gençleştirmeye çalışıyoruz? Ha savaş falan çıkacaksa açık açık söylensin. Vatana can feda. Densin ki  “Şu zamanda savaş çıkacak, çok kayıp vereceğiz. Bu nedenle her kadın onar çocuk doğursun, ana kim baba kim fark etmez.” O zaman bakarız bir çaresine.      Tabi bu bir rivayet. Başka bir senaryo yazalım da hükü... Devamı

Buradayım

2011-10-10 20:20:00

   Yıldızsız gecelerden güneşsiz sabahlara uyanan bir ölüyüm ben. Her gün değişik bir maske takıyorum hayata karşı. İnsanlar renkli bir kişiliğim olduğunu söylüyorlar ve bu nedenle seviyorlar beni. Hatta bazıları benim ölü olduğumu bile bile aşık oluyorlar bana. İçimdeki karanlığı bile bile yıldız olmamı bekliyorlar benden. Işığımdan kendim mahrumken başkalarını nasıl aydınlatabilirim ki... Devamı

Tutunacak Dal

2011-08-31 22:03:00

     Bazen herkes hiçkimse demektir. Hatta çoğu zaman bu böyledir. Bu nedenle rahat rahat konuşuyorum ya. Sırf bir gün biri beni dinlediği için şaşırayım diye kimsenin beni dinlemediğini düşünürüm hep; ancak şaşırmadım. Benimle konuşanlar duvar gibi olduğumu söyler. Nedeniyse onlar konuşurken susmam. Yaptığım tek şey susmak değil oysa, bunu hiçbiri bilmez. Onlar sözlerini bitirene kadar dinlerim onları, sonra sorum varsa sorar çözüm önerim varsa, ki çoğu zaman olur, paylaşırım onlarla. İşte o an şaşırırılar. Çünkü onlar bir önyargıyla oturmuşlardır karşıma. "Dinlemiyor işte, biliyorum" diye geçirirler içlerinden.       Dünya etme bulma dünyası derler. Ettiğim her şeyi bulsaydım hayat daha yaşanılası olurdu benim için. Yaptıklarımın karşılığını alıyorum deyip yaşamak için bir nedenim olduğunu düşünür, avunurdum. Malesef yaşamak için hiçbir nedenim yok. Hiçbir hayalim, düşüncem, isteğim, beklentim yok. En son hayalimi de sattım gitti.      Bazı mahluklar ettiğimi bulduğumu söylüyorlar. Zehir zemberek sözler etmişim, karşılığında da hak ettiğim sözleri duymuşum, böyle diyorlar. Desinler, sorun değil benim için. Buraya oturana kadar kafamda büyütüp zehirle beraber onları da devleştiriyordum. Ama artık düşünmeden yazdığım şu satırlarla o mahluklar da sözleri de akıp gidiyor içimden. Onlara  karşı içimde sevgi olmadığı gibi nefret, intikam, öfke gibi anlamsız hisler de yok. Kalben bitti ya, beynimde zaten başlamamıştı, artık iç sesim de susuyor.      O mahluklara karşı gerçek bir duvarım artık. Hani dinlemiyor görünen o duvar değil, gerçekten sağır olan duvarlardanım. B... Devamı

Kelebek Gibi

2011-08-13 13:44:00

     En sonunda hayallerimi sattım. Evet, bunu ben yaptım. Kendime ayırdığım biricik mirasını da açıkladım ve elden çıkardım. Bugün dünden daha hafifsem, sebebi budur.      Biliyorum ki kendine ait bir dünyası olmayanın bir hayatı, yaşamak için bir sebebi, bu dünyadan alacağı tat yoktur. Ve kendine ait dünyası olmayanın başka dünyalara da saygısı yoktur. Bu nedenle vurdunduymazlığımı mazur görmenizi rica edeceğim. Ya da görmeyin kimin umurunda.      Umursamayan umursanmaz. Bunu unutmayın. Ben de umursanmayı beklemiyorum zaten. Hiçbir zaman da beklemedim. Zaten bu nedenle vazgeçmemiş miydim kelimeleri seslendirmekten? Bu nedenle ölmemiş miydim, öldürülmemiş miydim? Sıkıntı yok bu yüzden. En azından benim adıma.      Gelecek konusuna gelince ne mesleğim ne aile hayatım ne o ne bu... Hiçbirisi yok benim için. Kendime bir günlük bir hayat verdim. Biliyorum, o da boğazımda kalacak tıpkı diğer günler gibi. Ama önemi yok. Alışığım. Bir gün yaşamışım yaşamamışım çok da fark etmez. Bir kelebek eksik olsa ekosistem alt üst olmaz. ÜTOPYA KAÇKINI Devamı

About Hugged

2011-08-06 13:29:00

"They saw me when i hugged to you very tight" Let's make a stupid conversation about this sentence. How much tight? Very tight. This time the person who is hugged maybe was dead. In princible, it is important that wher or when s/he huggedd to her/him. For instance ıf he hugged to her throad, she is already dead. This hugged is the last time. If he hugged to her waist, she has got a lumbago. She is maybe operationing or she was operationed or she will be operationed. This position is very dangerous for her. If he hugged to her arm or leg, this position is harmful when we look them. Other people thik that "He is a pervert." We understood that, the hugged is a beautiful activity, but ıf we hug to somebody very tightly is a little dangerous, so we must be careful... Devamı

YAŞARKEN

2011-07-21 14:05:00

     Ölmeden önce insanları gözlemlerdim. Hayat sahnesine çıkacağım günü sabırsızlıkla beklerdim. Hayatımın sadece hayat sahnesinde oynayanları izlemekle geçtiğini anladığımdaysa çoktan ölmüştüm. Ölmeden önce yapabileceğim bir şey yok muydu? Bu soruyu iki günde bir soruyordum kendime. Zaman zaman cevaplar da bulabiliyordum. Hatta bu konuyla ilgili yazılan bir sürü kitap vardı piyasada; ama bu kitapların hepsinin sayfalarını şöyle bir karıştırıp sanki beni ısıracakmış gibi birden bire raflarına koyardım. Kendi listemi oluşturdum ve yazdığım hemen her şeyi gerçekleştirdim. Bunun beni mutlu edeceğini düşünmüştüm. En azından çevremdeki insanların benden beklediği canlılığı onlara hediye edebilirdim bu yolla. Ancak ben mutlu olmadım, çevremdeki insanlar da beni umursamadı. Onlar da haklı aslında; çünkü ben de onları umursamamıştım hiçbir zaman. Bu umursamazlığa kızmadım hiçbir zaman.       Her gün yapmayı sevdiğim işleri listelemeye başladım. Bir hafta sonunda yaptığım listeleri karşılaştırdığımda ortak hiçbir noktaları olmadığını fark ettim. Üzülmedim; çünkü üzülmeyi unutalı çok uzun bir süre olmuştu. İstediğim şey sürekli yalnızlıktı. Yalnız kalmak istiyordum, hem de sonsuza kadar. İnsanlar ve insanların yaptığı her şey beni sıkıyor, boğuyor, işkence ediyordu. Bkatığım her şeyde yalnızlığı arayarak yaşıyordum ve bu bana anormal derecede heyecan veriyordu. Zamanla insalara olan ilgimi kaybettiğim gibi yalnızlığa olan ilgimi de kaybettim. Yalnızdım artık çünkü. Yalnız başıma bir köşede ölümü beklemek istiyordum. İstediğim de büyük oran da oldu. Yavaş yavaş öldüm. Yalnızlık içinde yavaş yavaş öldüm. Tıpkı istediğim gibi.    ... Devamı

Gençlerimizi Nasıl Eğitmeliyiz

2011-07-05 02:16:00

     Öncelikle, onlara ruhsal varlıklar olarak davranın. Onlar, fiziksel bedeni olna ruhsal varlıklar. Ruhun, bedene alışması hiç de kolay bir şey değil, çok sınırlayıcı bir şey. Çocuk, birdenbire sınırlara hapsolduğu için ağlar. Bu ağlayışı işitin. Anlayın. Çocuklarınıza mümkün olduğunca "sınırsızlık" duygusu vermeye çalışın.      Sonra, onları yarattığınız dünyayla şefkat ve özenle tanıştırın, çok özenli ve dikkatli olun. Çocuklarınızın bellek depolama ünitelerini neyle doldurduğunuza dikkat edin. Çocuklar gördükleri, yaşadıkları her şeyi hatırlar. Çocuklarınızın poposuna neden doğar doğmaz şaplak indiriyorsunuz? Bunun akciğerleri çalıştırmak için tek yol olduğunu mu sanıyorsunuz? Tek  "varoluş yolu" olarak bildikleri rahimden çıktıklarında neden onları annelerinden hemen ayırıyorsunuz? Ölçme, tartma işlemleri, kendilerine hayat verenle arasındaki bağ, güven ve rahatlık duygusunu oluşturmak için bekleyemez mi?      Neden, çocuğunuzun yaşamla ilgili ilk imgelerini şiddet imgeleriyle oluşturuyorsunuz? Kim size bu yolun doğru olduğunu söyledi? Neden çocuğunuzu sevgi imgelerinden mahrum ediyorsunuz?      Neden kendi bedenlerinizi gizleyerek onların da bedenlerinden utanç duymasını öğretiyorsunuz? Kendilerine zevk veren dokunuşlarını onlara yasaklıyor, kendilerine dokunmamaları gerektiğini öğretiyorsunuz? Onlara haz hakkında nasıl mesajlar veriyorsunuz? Bedenleri hakkında hangi dersleri veriyorsunuz?      Neden çocuklarınızı okullarda rekabet eğitimiden geçiriyor, en iyiyi, en çoğu, en hızlı performansı yarış atı gibi ödüllendiriyor, çocuğun kendi hızına göre ilerlemesine tahammül edemiyorsunuz? Çocuğunuz ... Devamı

Tanrı İle Sohbet

2011-07-05 01:55:00

İster sevgisiz seks, ister sevgisiz spagetti olsun, ziyafet sofrasını sevgisiz hazırladıysanız ve yiyecekleri sevgisiz tüketiyorsanız, deneyimin harikuladeliğinden de vazgeçiyorsunuz demektir. Devamı

DİRİLİĞE DAİR

2011-06-25 13:18:00

     Yaşarken, yani bir faniyken, birçoğunuz gibi ben de gözyaşına aşık ve de bağımlıydım. Öyle bir bağımlılık ki; herkesin ağladığına ağlayamamayı ve hatta bunu büyük bir erdem saymayı gerektiriyordu. Ben de gerektirdiği gibi yaptım;ağlamamaya taptım; hem de gözyaşının müptelasıyken...      Belki de bu özelliğimi kıskananlar beni bir an önce ortadan kaldırmak için apar topar öldürdüler, bilemiyorum. Ama bir şeyden ölülüğüm kadar eminim ki o da bu huyumun kimseye zarar vermediğidir. Ancak belli ki birileri bundan pek hoşnut olmamış. Napalım, ben mutluyum böyle. Ve beni öldürenlere sesleniyorum.      Beni iyi ki öldürdünüz...      İyi ki öldüm... ÜTOPYA KAÇKINI Devamı